So you think you can tell... heaven from hell...

02 Temmuz 2009

Bodrum'a gidiyoruz




















4-12 Temmuz arası Bodrum Karaincir ve fotoğrafını gördüğünüz Aspat sularındayız. Kızlar çok heyecanlı. Hem evi hem denizi çok seviyorlar, çok eğleniyor, iyi vakit geçiriyorlar. Bizim için de iyi oluyor. Bu yıl, 9 Temmuzda Buli ve kıymetli eşi Suna, 10 Temmuzda da Korhan, Rıfat ve Çağın ile sürpriz başka dostların da aramıza katılmasını umuyoruz. Daha da erken gelen olursa bekleriz. 11-12 Temmuzda Datça büklerindeyiz. Muhtemelen Hayıtbükünde yemek / kahvaltıspor, Ovabükte kalmaspor, Palamutbükünde de denizspor yapıp bir de eski Datça'yı harmanlayıp bir klasik daha yaparız. Hadi bakalım, iyi tatiller...

01 Temmuz 2009

Yine Karina'ya gittik

100.yıl şampiyonluk kadrosuyla Karinadaydık haftasonu. Gelen ve 2 günümüzü süper geçirmemizi sağlayan dostlara teşekkürler. Harika balıklar yedik, kafalar çakır, gece pansiyonda uyku, sabah deniz kenarında kahvaltı, motorla bakir koyda deniz, saçma sapan kaya üstüne çıkmalar, tekneyi mağara girişine bağlayıp gölge ararken -yine- içmeler... Ama en güzeli muhabbet... Hakan kardeşim yine hizmette sınır yok sistemi. İyi hizmet, samimi sohbet... Tadı damağımda kaldı. Şimdi fotoğraflara bakıp ah ulan yine mi gitsek dedim. Herkese tavsiye ederim... karinabalik.com Hakan cep 0.532.7442134

27 Haziran 2009

Bence ölmedi


Kalbimizde değil ama biryerlerde yaşıyor. Bakın şimdi, durumu düşünün. Bir sürü borcunuz var, popülariteniz bitmiş, albüm satamıyorsunuz, klipleriniz ekranlarda dönmüyor, şarkılarınız radyolarda çalınmıyor, konser turnesi açıklamış organizatör şirketten avans almışsınız fakat konserlere çıkacak mecaliniz yok. Birden ölüyorsunuz ve bütün sorunlarınız çözülüyor, bunların hepsi tersine dönüyor. Üstüne üstlük bir de kendi cenazenizi izlemek gibi benim de hayal ettiğim bir kazancınız var. Nasıl? Olmaz mı? Yandaki fotoğraftaki gibi bir adam ancak bunu yapabilirdi. Neden öldüğü, nasıl öldüğü belli değil. Fotoğraf var bir tane, ne zaman nasıl çekildiği belli değil. Neyse komplo teorileri bol bende. Yıllar sonra Michael Jackson ben ölmedim, yaşıyorum, durum buydu, yapmak zorundaydım derse şaşırmam. Kanuni olarak cezası var mı? Olmayabilir.

26 Haziran 2009

Şıracının şahidi bozacı


Belge gerçek mi değil mi? Herkes buna kilitlenmiş. Askeri savcılık da gerekçelerini sıraladı belgeyi gerçek bulmadığını, kovuşturmaya yer olmadığını söyledi topu sivillere attı. Zaten top niye sendeydi? Suçu işlediği iddia edilen de asker, yargılayan da asker. TSK'nın başı diyor ki bu bize anayasayla verilmiş haktır. 3 tane darbe yaptıklarında da bu bize anayasayla verilmiş görevdir diyorlardı. Al bak ne oldu? Türkiye nereye geldi. Solculardan kurtulacağız diye bunları TSK pompalamadı mı zamanında? Şıracının şahidi bozacı. Az önce radyoda konuşmasını canlı dinledim, masaya yumruğunu vurdu resmen. Bu karara saygı duymazlık edemezsiniz diyor. Sen kimsin? Benim düşüncelerime sen mi karar vereceksin? Bir sürü insan, arkadaşlarımızın bazıları bile, bunları destekliyor, irticanın önünde bir tek asker var diyor. Neyse yazıcam şimdi bir sürü şeyi başım belaya girecek zaten adımız çıkmış. Türkiyenin acilen askerler tarafından yapılmış bu anayasayı çöpe atıp, sivil, anti militarist bir anayasa yapması lazım. Tayyip bile yapsa bundan iyidir. Ciddiyim.

25 Haziran 2009

Saçım dökülüyor


Yaşlanıyorum demek ki. Bunu daha önce de çeşitli şekillerde anlamıştım ama geçen hafta berber tıraş sonrası klasik hamlelerinden birini yapıp aynayla arka plan görüntüsü verince dur dedim. Abi ne var dedi. Dur bakayım dedim saçım dökülüyor benim. Yok abi senin iki tane döner var kafada o yüzden sana öyle görünüyor falan dedi yalan tabi. Resmen saçım dökülüyor. Geçen gün bir saç yeniden yapılandırma kiti aldım, bugün de kullanmaya başladım. İşe yarar mı bilmiyorum, denemedim demem en azından. 35 yaşını bitirmek üzere, babası- dedesi zerre kadar saç dökülmesi yaşamamış biri için biraz düşündürücü tabi. Neden benim saçım dökülüyor? Yeme içme, iş yapma ve diğer bazı rutinlerimi gözden geçirmeliyim. Sağlam bir uyarı oldu aslında. Sadece saç yapılandırma malzemelerini deneyerek bundan sıyrılmaya mı çalışıyorum acaba?

Geri döndüm

Uzun zamandır yazmıyordum. İçimden gelmiyordu. Bir sürü sebep de sıralanabilir ama en basitini ve gerçeğini söylüyorum: Canım yazmak istemiyordu. Ne oldu da şimdi yazmak istiyorum? Onu da bilmiyorum. Ama yazmış olmayı istediğim çok şey oldu, belki 2007'de bıraktığım yere döner, o zamandan bugüne eskiyi de yazarım. Bundan sonra başımdan geçenleri, düşüncelerimi, isteklerimi, sorunlarımı, birçok şeyi buraya yazıp belki rahatlarım, iyi gelir diye düşünüyorum. Bakalım...

10 Mart 2007

Ada ve Defne ya da Ayşe ve Fatma ya da Kedi ve Kız


Artık iyice büyüdüler. Büyümeleri de sürecek gibi görünüyor :) Ada 100 cm., 18 kilo; Defne 98 cm. 14 kilo. Güzelliklerine bakarsanız ileride çok can yakacak gibi duruyorlar, en çok da benimkini. Son numaraları sürekli "role playing" durumundayız. Ada en fazla kedi oluyor, Defne de Kız olup kedisini gezdiriyor. Ada'nın rollerini sayayım: Prenses, Ayşe, Kedi, İlke, Anne, Bebek, Fiona, Pamuk Prenses v.s. Defne'nin rolleri: Prens, Fatma, Kız, Sinan, Anne/ Baba, Bebek, Şrek!!!, Küçük Denizkızı (ariel) v.s. Değişmeyen birşey var: Rolleri Ada dağıtıyor. Ha bu arada İlke, ben ve bakıcılar da envayi çeşit rol kapıyoruz Ada'dan. Şrekteki Eşek rolünü bana yakıştırdı kendileri. Çene çok mudur nedir? Suluboya, kuruboya, pastel boya, İlkenin getirdiği değişik formatlarda boya yapıyorlar. Makas kullanmayı öğrendiler. Konuşmaları çok daha düzgün artık. Kafaları da ileriye hamle yapıyor sürekli. Geçen gün bir köprünün altından arabayla geçerken Defne İlkeye şöyle demiş:"Anne insanlar yukarıdan geçerken nasıl oluyor da düşmüyorlar?" İlke'nin cevabı: "Parmaklıklar var, onları koruyor, düşmüyorlar" Defne: "Nasıl yani parmaklık? Korkuluk gibi birşey mi yani?" Duyunca OHA dedim, İlke de arabayı kullanırken kopmuş zaten. Bunun gibi değişik bombalar patlatıyorlar. Daha çok Defne. Özellikle gündüzlü bakıcıdan çok memnunuz. Çocuk Gelişimi mezunu, bakıcıdan çok dadı hatta biraz da öğretmen gibi. Balık almış çocuklara (eşi petshopçu). Şimdi de kuş olayına girsek mi diye düşünüyoruz. Söz verdik artık gireceğiz, ne düşünüyorsak. İşte böyle...

07 Mart 2007

Vatan haini kimdir?


Blog işini bırakmayı düşündüm, dayanamadım. 1 Martta seçmen listeleri askıdan kaldırıldı. Fırsatı kaçıranlar için ikinci bir şans verilecek mi bilmiyorum, ama şunu biliyorum: bu yıl katılım tam da bu 1 Mart meselesinden dolayı çok az olacak. Tayyip geçen gün bir konuşmasında katılımın %50-60 arasında olacağını beklediklerini ağzından kaçırmış. Neden acaba? Seçimin tarihi tam olarak belli değilken, kimse seçim havasına girmemişken, yıllarca erken seçimle yaşamış bir ülkede, yıllarca en fazla 2 ay öncesine kadar bu iş ve işlemler yaptırılabilmişken 1 Mart tarihini yayınlayan, dayatan, uygulayan VATAN HAİNİDİR. Buna doğru düzgün muhalefet yapamayan, hala sığ politika denizlerinde yüzen, hala yok cumhurbaşkanlığı seçimi yok 301 dursun diye konuşan ama bu işi atlayan da VATAN HAİNİDİR. Biri bilerek, biri salaklığından, egosundan. İzmir örgütü atlamadı, bir sürü yere afiş asıldı, hakkını koru falan diye ama ülke çapında, daha örgütlü, daha akılcı, daha katılımcı bir propaganda yapılabilirdi. Ben bile son dakikada çözdüm işi. Medya sakladı zaten. Girin ysk.gov.tr 'ye nerede oy vereceğinizi görün. O ekranda şöyle diyor: "Bu bölgede tanımlı seçim bulunmadığından, sandık falan fila ..." yani ne: Seçim ne zaman belli değil ama biz işte adamı böyle katakulliye getiririz, el altından kendi adamlarımızın kayıtlarınızı güncelleriz, siz salakların da oy hakkınızı böyle alırız elinizden. Budur. Kime oy vereceğiz? Çok derin bir konu, ilerleyen zamanlarda gireceğim...