So you think you can tell... heaven from hell...

29 Haziran 2006

Ordan burdan, havadan sudan...

* İlke Modern Sabahların blogunu bulmuş. http://modernsabahlar.blogspot.com/ Helal olsun bravo diyorum. Ege kardeşimizi özlemiştik. Ankara'daki dostlarımıza canlı, diğerlerine de Radyo Odtü'yü internetten dinlemelerini şiddetle öneririm. Ankara'da en çok özlediğim şey diyebilirim.
* Geçen gün Mexican oynadık, 10 dakikada 5 Mexican yedim ve direk mideyi birayla doldurdum. Tamamen içmeye endeksli bu güzide oyunu bilmeyen varsa anlatabilirim. Burada detaya girmeyeyim, hafiften gizem yapalım.
* Fransa'nın gözünü seveyim, İspanyanın gazını aldı güzelinden. Umarım Brezilyanınkini de alır. Süper maç olacak. Keza Arjantin-Almanya da öyle. Biraz ara iyi geldi, yarın yine çeyreklerle geri dönecek kupa.
* Kızlar sabahları İlkeye "anne gitme" duygu sömürüsüne başladılar. Biraz erken oldu, pis geldi.
* Yaptığım işi bazen seviyorum, bazen içime darallar, afakanlar basıyor. Hayvan gibi çalışıp, başarıp, yayıncılık/dağıtımcılık ağlarken güzel satıp/sattırıp takdir edilmemek bir yana bir sürü "şunu yapın, böyle yapın, v.s.v.s" insanın bazen boğazına geliyor. Neyse. Uzun hikaye...

23 Haziran 2006

Dünya Kupası değil, Almanya Kupası

"Alman usulü" denen mesele zaten heyecansız, sürprizsiz bir tarz. Tamam "mantıklı" ama sürprizlerden hoşlanmayan ben bile bir parça karambolluğu seviyorum. Bu kupada bu yok abi. Allahtan FIFA'nın teklifiyle Adidas hafif ve hızlı bir top yapmış da güzel goller oluyor. Arjantin ve İspanya herkesin olduğu gibi benim de favorilerim bu turnuvada. Almanya ve Brezilya ile yarı final oynayıp finalde karşılaşırlarsa süper olur. Ronaldinho/ Messi, İngiltere şimdiye kadar hayal kırıklığı. M.Klose, Ekvador, Riquelme parladı. Ama kupanın asıl starları taraftarlar. Özellikle yukarıdaki gibi İsveçliler :) 2.tur maçları yarın başlıyor. İyi, zevkli, çekişmeli, bol gollü, olaylı, kavgalı-dövüşlü maçlar izlemeyi umuyorum ama eleme usulü olduğu için bu da Alman tarzına bürünüp 0-0 üstüne penaltılar klasiğine kalırsa da şaşırmam. Hadi bakalım....

Çok uzun ara verdim, bakalım toparlayabilecek miyim?

En son Defne'nin hastalığında bırakmıştım. İyileşti elbet. Ama günlük bakıcı/ yardımcı Leyla'yı gönderdik, evde uzun bir aradan sonra huzur ortamı oldu. Şimdi asıl bakıcı ve tatile giren, ÖSS'yi de atlatmış kızı bakıyorlar. Geçen yaz da böyleydi, Eylüle kadar devam sonrasına bakacağız. Kızlar genel olrak gayet iyiler, arada bir huysuzluk/ ağlama/ zırlama nöbetleri olmasa daha iyi olacak ama olsun, gülü seven dikenine katlanır. İşler çok yoğun, sezon kapatıyoruz, bir yandan döviz kurları yüzünden fiyat geçişi yaptık, onunla uğraşıyoruz. Aileri işleri komedi/ macera türünde devam zaten, klasik. Bir de kitlendik elbette Dünya Kupası izliyoruz, onu başka yazıya koyayım göze hoş gelsin..

12 Haziran 2006

Defne hasta oldu, bakıcılar sağolsun...


Perşembe akşamı eve geldik Defne 39.5 ateş içinde yanıyor. Bakıcıya dedik niye haber vermiyorsun, cevabı aldık : "Her hasta olduklarında sizi rahatsız mı edeyim" Ulan çocuğun sağlığı sözkonusu. Gerizekalı. Gittik hemen acile iğne, gece fitil, düşmedi, sabah Calpol sağolsun hemen normal seviyelere döndü. Şimdi daha iyi, kontrol altında. Ada'ya da bulaşır gibi oldu, bünyesi daha sağlam onun hafiften sıyırdı atlattı. Bu bizim 9. bakıcı. Diğerleri daha da kötüydü. Bir çuval para verip, eğitip, aman nazik olalım kaçmasın derken kafamıza ettirdik. Günübirlik gelen diğer kadın zaten alem, bakıcıyı kullanıyor bir güzel. Arada bir şiddetli kavga edip barışıyorlar, biraz sertçe giriveriyoruz, tamam süt liman. Ankaradakiler daha beterdi. Beterin beteri var. Gecenin ortasında kaçan, evden birşeyler çalan, kızların birini sevip diğerini sevmeyen, maalesef türlü türlüsünü gördük. Her alanda olduğu gibi bu bakıcılık işinde de "insan kalitesi" herşeyin önünde bir numaralı sorun. Eğitim şart!

Dünya Kupası iyi başladı


Özellikle Fildişi Sahilleri'nin mücadelesi görülmeye değerdi. Bir de Angola'nın yıllarca sömürgesinde kaldığı Portekize karşı oyunu. Bu kupa "ezilenler"in sahada "ezenler"e karşı mücadelesi şeklinde geçecek gibi. Umarım sadece grup maçlarıyla sınırlı kalmaz. Şimdiye kadar izlediğim takımlar arasında Arjantin potansiyeli bakımından önce gözüktü ama hiç belli olmaz tabi. Ekvador da Polonya'yı 2-0'la geçerek güzel sürpriz yaptı. Ama tabi en bomba sürpriz İsveç'ten puan koparan Trinidad&Tobago'ydu. Adamlar çılgın gibi sevindiler maç sonunda. Başbakanları kaptanı arayıp kutlamış. Bizim "fakir ama namuslu" takımların yanında olma huyumuz tam bu kupaya göre. 9 Temmuza kadar kupaya kilitlendik. Haydi hayırlısı ...

08 Haziran 2006

Kızılderililer...

Son günlerde dövizin artması, faziler, zamlar, piyasaların çalkalanması ile anlatılan bir fıkra var:
Kızılderili şefi Oturan Boğa elemanlara demiş ki "kış yaklaşıyor gidin odun toplayın". Toplamışlar getirmişler, demişler ki, yeter mi? Dur ben bir meteorolojiye sorayım demiş. Meteoroloji: "biraz daha sert bir kış bekliyoruz geçen seneye göre" OB elemanlara dönmüş "gidin ne kadar topladıysanız bir o kadar daha toplayın". Toplayıp sormuşlar: Yeter mi? OB Meteorolojiye sormuş: "elimizdeki verilere göre oldukça sert bir kış bekliyoruz" OB elemanlara bir bu kadar daha toplayın demiş. Toplayıp, getirip sormuşlar: Yeter mi? Dur bi son soralım demiş OB: "Çok çok sert bir kış bekliyoruz verilere göre". OB dayanamamış yaw kardeşim siz bu verileri nasıl topluyorsunuz demiş. Cevap:"Valla biz Kızılderililere bakıyoruz, çok odun toplarlarsa kışın sert geçeceğini öngörüyoruz"
Bizim de halimiz aynen böyle işte. Faize müdahale geldi dolar aynen devam. Bindik bir alamete ya hadi bakalım....

05 Haziran 2006

Anlar, sadece anlar

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem.
Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar.
Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...
Jorge Luis BORGES

Haydi Başkan "gidiyorum" de artık!


Yakıştıramıyorum. Bir Fenerbahçeli olarak hicap duyuyorum. Ne demek geri dönmek? Laf ağızdan bir kere çıkar. Gitmek doğru karar zaten. Git, aç başkalarının önünü, yapamazlarsa o zaman bakarsın. Ama daha tam gitmeden gitsem mi gitmesem mi, çok baskı var falan. O zaman çık açıkla, "kesin gidiyorum, lütfen ısrar etmeyin". Bunu demiyorsan olmaz, inandırıcılığın kalmaz. Zamanında GS takım imamı Torinolu Şaban kız istemeye yalancı şakird ablası T.Çiller'i göndertmiş, F.Gülen'e danışmıştı. Evleneyim mi, evlenmeyeyim mi? (Sonra da kızcağız 2 ay dayanabilmiş, boşanmışlardı. Kız depremde öldü, adi herif cenazesine bile gitmemişti) AYıldırım'ınki de ona benziyor: Gideyim mi, gitmeyeyim mi? Bıraghkallaaşghkına yaw!

03 Haziran 2006

Sıraya dizdin bizi zaman


Nereye gider başını alıp sorarsın
Kimbilir durmadan nasıl susarsın
Bilmeden boşuna atıp tutarsın
Su gibi akıp geçer zaman

Gezdin tozdun aman aman
Sazdın sözdün aman aman
Giderek üzdün bizi zaman

Yazdın çizdin aman aman
İncecik izdin aman aman
Sıraya dizdin bizi zaman

Hem kaçıp yeni bir adım atarken
Dibine kadar çileye batıp çıkarken
İçine atıp atıp yoluna basıp giderken
Su gibi akıp geçer zaman

Futbol, yeniden


Uzun zaman oldu, yazamadım. Kızların doğumgününü kutladık. Gelmeyen, gelemeyenler üzülmesin herkes bize küstü zaten. Başta aileler olmak üzere 1 haftadır gönül almaya çalışıyoruz az ya da çok. Ama kızlar çok ama çok eğlendi, o yüzden içim rahat. Gelecek yıl yine fanfirifonlu bir doğumgünü planlayabiliriz, bu sefer daha çok davetli olacak orası kesin :)
Dünya Kupası geliyor, ateş bacayı sardı. Aylarca uğraşıp çıkardığımız, editörlüğünü bendenizin yaptığı Futbol Ansiklopedisi raflarda. Tavsiye ederim. İçinde 2006 Dünya Kupası fikstürü var. Kupa üzerine fazla çalışamadım ama Hollanda, İngiltere ya da İtalya'dan biri alsın istiyorum. Bakalım. Bira stoğuna, buzdolabı temizliğine hafta içi başlarım artık. Bu Kanal1 olayı beni endişelendiriyor, spikerler maçların içine eder mi? Eder de az etsinler bari. Uydudan arayıp bulmak lazım kanalı da.