So you think you can tell... heaven from hell...

16 Şubat 2007

Apocalypto


İnanılmaz bir film. Passion of Christ'tan sonra Mel Gibson'dan ciddi derecede nefret etmiştim. Hatta İlke Romalı askerlerin o devirde Latince değil Yunanca konuştuğunu söylediğinde de adamın aptal olduğunu düşünmüştüm. Ölçüsüz kan ve şiddet görmek de hoş değildi. Bu filmde de kan var şiddet var, ama ötekindeki gibi ölçüsüz değil. Öykü çok etkileyici, sonu sürpriz ve başarılı. Ama daha ötesi Maya/Aztek (tam emin değilim) hakkında amanda ne kadar muhteşemlerdi, şöyle altın şehirleri vardı, böyle acaba uzaylılarla mı iletişim halindeydiler gibi salak geyiklerle hiç uğraşmadan, insan, insanlıkdışı, vahşi yönlerini göstermesi takdire şayan. Oyuncu seçimcisinin ellerinden, kostüm/makyaj/saç tasarımcılarının ayaklarından öperim ayrıca. Dikkat spoiler: O kadar çabuk güneş tutulması olmaz, güneş tutulmasından sonra da yanlış bilmiyorsam dolunay olmaz, yeniay olur. Koşma vurma oyununda ilk ölen adam, daha önce de ölmüştü bence, kurban edilmişti. Oralara bakmak lazım bir kez daha. Çekmesi zor, oynaması zor, seyretmesi de zor ama mutlaka seyredin. Kaçırmayın...

08 Şubat 2007

Yazdan kalma bir günden

İnsanoğlu böyle işte. Kışın yazı, yazın kışı özleriz. Kızların yazdan kalma yayınlanmamış bir fotoğrafını bulayım, içimizi ısıtayım dedim. İkisi de iyi. 3 yaşını bitirmeye doğru gidiyorlar. Gece yatılı kalan bayan "iş ağır", "gündüz çok çalışıyorum, gece çocuklar uyanırsa kalkmam" diye afra tafra edip ayrılmak istediğini iletti. Yeter artık çok sıkıldım. Kızlar melek ya bir de yaramaz olsalar ne yapacaktı? Taviz de vermek istemiyoruz. Kafana ediyorlar sonra. Pazar günü sirke gittik. Adı farklıydı ama geçen sene gittiğimizle aynıymış meğer. Kaplanlar yerine aslanlar vardı! Çocuklara iyi geldi, aktivite günü oldu. Defne herşeye "neden, neden" diye soruyor, herşeyin sebebini, gerekçesini öğrenmeye çalışıyor. Üst üste 20 kez neden diye sorup sıkılmıyor. Ada sürekli hayvan oluyor, bir akşam eve geliyoruz kedi olmuş, bir akşam köpek. Dört ayak üstünde saatlerce yürüyüp havladı dün akşam. Ada naapıyorsun? deyince de "ben Ada değilim" diye beni azarladı. Defne de kızdı. "O Ada değil, Fıstık" dedi. (İlkelerin köpeği) Hergün ayrı macera, tiyatro. Böyle işte yuvarlanıp gidiyoruz...