İstanbul ayrı bir dünya

Dört gün boyunca İstanbuldaydık Tüyap için. Fuarın, kitabın konuları bir yana dursun İstanbul almış yürümüş arkadaşlar. Bir akşam Levent Kanyon'a gittik. Mimari üst düzeyde, şehrin göbeğine ancak bu kadar farklı ve güzel bir yapı kondurulabilirdi herhalde. İnsan kendini kesinlikle NewYork'ta falan hissediyor. Harvey Nichols ve adını bile bilmediğim bir sürü deli pahalı marka var. Lacoste ara alanlara sığışmış, siz düşünün. Haagen Dazs dondurması, Wagamama'ya mutlaka uğrayın derim. Açık fusion tarzı mutfaklar, içi / fuayesi süper modern sinema salonlarıyla kelimenin tam anlamıyla dibimiz düştü. Sadece Kanyon da değil, gündüzü, gecesi, çalışkanlığı, farklılığıyla İstanbul bana ilk defa "yaşanabilir" geldi. İki büyük sorun var tabi: Korkunç trafik ve güvenlik. Uzakta yaşamanız lazım. O zaman da çocukları sadece pazar günü görebilirsiniz. Neyse İzmir'e döndük ve şunu çok net anladım: İzmir çok rahat ve ferah bir şehir. Sorunu insanların yavaş, trafikte salak olmaları ve şehrin hala bir kasaba gibi yönetilmesi. Ha bu arada bi akşam Kumkapı bi akşam da Samatya- Develi yaptık. Süperdi. İstanbulda olsam herhalde deli para harcardım ve 500 kilo olurdum diye düşünüyorum, insan kendine hakim olamıyor.

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home